Dini
26 Eylül 2017 ( 1546 izlenme )
Reklamlar

Şeytanı Kızdıran Ve Ağlatan Ayet

O kimselerki: Bir kötülük işledikleri, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, 'ı anarlar; günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları 'tan başka kim bağışlayabilir? 
Bir de onlar, günaâh üzerinde bile bile ısrar etmezler. Bunlara rablerinden mağfiret vardır; altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedî kalırlar. Böyle yapanların mükâfatı, ne kadar güzeldir. " (Âl-i İmrân sûresi, âyet: 135-136). 

Tevbe 
Fakih anlatıyor: 
-Rahmetlik babam (senedi saydıktan sonra) Hz. Ali b. Ebî Talib (r.a.) şöyle dediğini anlattı: 
-Resûlüllah (s.a.v), müslümanlar arasında kardeşlik bağı kurdu. Bu çeşitten olmak üzere , Said b. Abdullah ile Sa'lebe Ensarî arasında bir kardeşlik bağı kurdu. 
Bu sırada , Resûlüllah(s.a.v.) , Tebük gazasına çıkmıştı. 
Said b. Abdullah gaza niyeti ile yola çıktı. Yerine kardeşi Sa'lebe'yi çoluk çocuğunun işi için vekîl bıraktı. Sa'lebe odun taşıyor; su getiriyor. Bütün bunları yaparken , sevabını u Tealadan diliyordu. Bir gün dönüşünde eve girdi. İçeri girince ona iblis geldi:
- Şu perdenin arkasına bak, deyince , Sa'lebe, perdeyi kaldırdı ve kardeşinin güzel hanımını gördü. Dayanamadı; yanına girdi onu okşadı. 
Kadın şöyle dedi: 
- Ey Sa'lebe! yolundaki kardeşinin bizim için sana bıraktığı hakkı koruyamadın. 
Bunun üzerine Sa'lebe : 
- Eyvah, mahvoldum! Diye bağırıp yola düştü. Bir dağa çıktı. 
Yüksek sesle şöyle yalvarıyordu: 
- İlahi Sen Sen'sin: ben de benim. Sen mağfiretle karşılayansın. Ben ise, günahlarla, hatalarla huzuruna geldim... 
Resûlüllah (s.a.v.) gazadan döndükleri zaman, herkes kardeşini karşılamaya geldi. Ama, Said'in kardeşliği gelmedi. 
Said evine gitti; hanımına sordu: 
- yolunda kardeş olduğumuz Sa'lebe nerede? 
Kadın şöyle anlattı: 
-O kendini hatalar denizine attı; dağa doğru çıkıp gitti. Said kardeşini aramak üzere yola çıktı; gidip buldu. 
Sa'lebe yüzüstü düşmüştü. Başını iki eli arasına almıştı. Yüksek sesle şöyle diyordu: 
- Zillet makamım ne kadar düşük! Rabbine âsi olan kimsenin makamı nasılsa öyle... 
Said ona şöyle dedi: 
- Kalk ey kardeşim, bu gördüğüm hâl nedir? 
Sa'lebe şöyle dedi: 
- Seninle gelemem. Ancak, şu şekilde gelebilirim: Elimi boynuma bağlamalısın. Zelil bir kul, efendisinin kapısına nasıl götürülürse öyle götürmelisin. 
Said onun dediğini yaptı. Sa'lebe'nin Hamsane adında bir kızı vardı. Gelip babasını aldı; Hz. Ömer (r.a)'in kapısına götürdü. Evden içeri girdiler. Sa'lebe , Hz. Ömer(r.a.)'e şöyle dedi: 
- yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı? 
Hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi: 
- Git yanımdan, saçlarından tutup seni ezmek istiyorum. Buradan çık, git; benim yanımda sana yer yok. 
Buradan çıkınca , Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in yanına gitti; şöyle dedi: 
- yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı? 
Hz. Ebû Bekir (r.a.) şöyle dedi: 
-Git buradan ; benide kendi ateşini yakma; Bana göre , senin için hiçbir tevbe yoktur. 
Oradan çıktı; Hz. Ali (r.a.)'nin kapısına gitti. 
Şöyle dedi: 
- yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı? 
Hz. Ali (r.a.) şöyle dedi: 
- Çık git buradan. Bence, senin için bir tevbe yoktur. 
Buradan çıkınca, şöyle dedi: 
- Ey kardeşim! Ey kızım! bu üç kişi beni ümitsiz bıraktı. Ümidim o ki, Resûlüllah (s.a.v.) beni ümitsiz bırakmaz. 
Bunun üzerine kızı, onu Resûlüllah (s.a.v.)'ın yanına götürdü. 
Resûlüllah (s.a.v.) onu görür görmez şöyle dedi: 
- " Cehennemin zicirlerini ve bukağılarını, bana hatırlattın." 
Resûlüllah (s.a.v.)'a şöyle dedi: 
- Yâ NebiyyALLAH! yolunda gazi kardeşimin karısına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı? 
Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 
- "Çık buradan ; bana göre hiçbir şekilde senin tevben yoktur." 
Oradan böyle çıktıktan sonra kızı ona şöyle dedi: 
- Ey baba, Muhammed (s.a.v.) ve ashabı senden razı oluncaya kadar; sen benim babam değilsin; ben de senin kızın değilim. 
Bunun üzerine Sa'lebe yüksek sesle: 
- Yâ Rabbi! Ömer'in kapısına gittim; beni dövmek istedi. Hz. Ebû Bekir'e gittim; beni azarladı, tahkir etti. Hz. Ali'nin yanına gittim; beni kovdu. Peygambere gittim; beni ümitsiz bıraktı. 
Ey Mevlam! Benim için sen ne yapmayı istiyorsun. Bu duâma "evet" diyecekmisin? yoksa cevabın "hayır" şeklinde mi olacaktır? 
Bunun üzerine semadan bir melek geldi; Resûlüllah (s.a.v.)'a şöyle dedi: 
-u Teala soruyor: Halkı sen mi yarattın, yoksa ben mi? 
Resûlüllah (s.a.v.), u Teala'yı murad edip, şu cevabı verdi: 
-"Sen, ey efendim!" 
Bunun üzerine melek şöyle dedi: 
-u Tealâ şöyle buyuruyor: 
-Kuluma müjdele; onu bağışladım. 
Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) ashabına sordu: 
- "Sa'lebe'yi kim bana getirecek?" 
Hz. Ebû Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.) kalktılar: 
- Biz getiririz, Yâ ResûlALLAH! Dediler. 
Hz. Ali (r.a.) ve Selman (r.a.) da kalktılar: 
- Ya ResûlALLAH! Biz getiririz, dediler. 
Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali (r.a.) ve Selman (r.a.)'a izin verdi. 
Sa'lebe'nin yolunu tutup gittiler. Yolda Medine çobanlarından birine rastladılar. 
Hz. Ali (r.a.) ona sordu: 
- Resûlullah'ın ashabından birini gördünmü? 
Çoban şöyle dedi: 
- Galiba siz cehennemden kaçan birini arıyorsunuz? 
- Evet,i onu arıyoruz. Bizi onun yanına götür, deyince çoban şöyle dedi: 
- Gece basınca, şu dereye gelir gider, şu ağacın altına oturur. Sonra Yüksek sesle şöyle der: 
- Rabbine âsi olanın makamı ne kadar düşüktür! 
Orada beklediler. Gece olunca Sa'lebe geldi; o ağacın altına gidip oturdu. Sonra ağlayarak secdeye kapandı. 
Selman onun ağlamasını duyunca, ona doğru yürüdü ve şöyle dedi: 
- Yâ Sa'lebe kalk. Âlemlerin Rabbi seni bağışladı. 
Bu sesi duyunca sordu: 
-Habîbim Muhammed nasıldır? 
'ı ve seni seviyor, dediler. Bilâl namaza kalktığı zaman, Sa'lebe'yi mescide getirdiler. Safın son kısmında durdular. 
Resûlüllah (s.a.v.) namazda : 
- "Çoklukla övünmek sizi oyaladı" (Tekâsür sûresi, âyet:1) âyetini okuduğu zaman, bir bağırırş bağırdı. 
- "O kadar ki; kabirleri ziyaret ettiniz" (Tekâsür sûresi, âyet:2) âyetini okuyunca bir daha bağırdı;dünyadan ayrıldı. 
Resûlüllah (s.a.v.) namazı bitirince Sa'lebe'nin yanına geldi. 
-" Ey Selman, onun üzerine su serp." 
Selman: 
- Yâ ResûllALLAH, o dünyadan ayrıldı. 
Sonra kızı geldi; Resûlüllah'a şöyle dedi: 
- Yâ ResûlALLAH, babam nerede? Ona hasret kaldım. 
Resûlüllah (s.a.v.) ona: 
- " Mescide gir " dedi. Mescide girince, babasını ölmüş buldu. Elini başına götürdü. 
- Ah perişan halim, ah babacığım, senden sonra bana kim bakacak? 
Demeye başladı. 
Onun bu haini gören Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 
-" Ey Hamsane! İstermisin: Ben, senin baban olayım; Fatımada kardeşin?" 
Buna karşılık şöyle dedi: 
- Olur Yâ ResûlALLAH! 
Resûlullah (s.a.v.) Sa'lebe'nin cenazesine gitti. Kabrin kenarına geldiği zaman, parmak uçlarına basarak yürüdüğü görüldü. 
Döndükleri zaman, Hz. Ömer (r.a.) şöyle sordu: 
- Yâ ResûlALLAH! Kabrin başında parmak uçlarına basarak yürüyordun; nedendir? 
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 
- "Yâ Ömer! Meleklerin çokluğundan, ayağımın tabanını basacak yer bulamadım ." 
FAKİH der ki: 
- Yukarıdaki hikâye çeşitli lafızlarla anlatılmıştır. 
Söylendiğine göre şu âyet-i kerime o sahabe hakkında nâzil olmuştur. 
- " O kimselerki: Bir kötülük işledikleri, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, 'ı anarlar; günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları 'tan başka kim bağışlayabilir? 
Bir de onlar, günaâh üzerinde bile bile ısrar etmezler. Bunlara rablerinden mağfiret vardır; altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedî kalırlar. Böyle yapanların mükâfatı, ne kadar güzeldir. " (Âl-i İmrân sûresi, âyet: 135-136)

Bizleri Youtube Kanalında Takip Etmek İçin Tıklayın- https://www.youtube.com/channel/UCIoYx2C1ok_n7v4yGbR_a9w

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kabir Azabı, Malezya'da Defin Sırasında Yaşanan Korkunç Olay ! Fatih Sultan Mehmet Han Adaleti Kâbe'nin Üzerinden Neden Uçak Veya Kuş Uçamaz İzleyince SÜBHANALLAH Diyeceksiniz.... İZLENMESİ GEREKEN İBRETLİK VİDEO !